Tribünde Bir Ömür | İbrahim Kandemir

GELİYORUZ

Vakit Tamam Olmadı’lı cümlelere bir ömür…

15. yıldan geriye bir kırışık göz çehresi buldum aynanın puslu çerçevesinde. Eğer ki o sonbahar, yürüdüğüm yolun ona çıkacağını bilseydim, bilseydim ki hep bekleyeceğim, gırtlağım yırtılırcasına gözleyeceğim, yine de dönmezdim o kız kokulu sağa çağıran sokaktan içeri.

Sokak tüm endamıyla gitme diyordu, gitme ben varım, uzunca uzayan boyu, sarışın düşen asfalta yapraklarıyla, nasılda yemyeşil bakıyordu bana.. Ne zamanki tercih ettim maviyi yeşile, kış oldum. Yıllarca yaş oldum. Büyüdüm, adam mıyım bilinmez ama masmavi bir gezgin oldum. Savruldum yıllar yılı oradan oraya. Bir garip Secher oldum. Yazıldığı gibi okumadılar da üstelik. Hiç unutur muyum şeker gibi çocuk yakıştırmalarını. Bizim ekürilerimiz vardı gençken, Fırfır’a benzedim ben. Ertan abinin gözlerinin içine bakar, ikizlerin hemen ardından beni de al abi derdim susarak. Ortaokulun ilk başları, bir arkadaşımın anlata anlata bitiremediği, sonradan anlatmaktan erindiği bir sevdanın ta karşı karesiydi Ertan abi. Paspas’ın hemen ardı, sifonun az üstüydü. Sonra Barajyolu oldu, çocukluk Barajyolu’yla gençliğe terfi etti.

Bir ara Botaş’ı da koşturduk hani ( burada, koşturmak kelamıyla, bir takımı destekledik bir menfii değer uğruna der yazan ) bana eşimi verdi. Şimdilerde 2 de bebek. Yani Demirspor, arabulucudur bir nebze.. Menfaatin olmadığı, kozmopolitiklik ( İlker abiden öğrenmişimdir, önceleri acayip bir kelamdı) ilkesiyle kardeşleştiğimiz, analardan çıkartıp işi, babalardan uzaklaştırıp, ayak kokularımıza gülümsediğimiz, deplasman otobüslerinde sarıla sarıla uyuduğumuz bir kardeşliğin mimarıdır Demirspor. Bir kuru ekmek nasıl tatlı gelebilirdi olmasaydın. Nasıl kaşık atardık 4 kişi bir çorbaya. Ben bestecilerdendim. Öncü kuvvetlerin hemen ardı, kapalıdaki orta direğin yazar kadrosundandım. Duygusaldık velhasıl, trübünün kavga etmeyen, alkol almayan, sigarası olmayan, ‘ne işi var lan bunun burada’sıydım hep! Arada Ramo’nun eline geçse de bir şişeyle iki karem. Beceremedik boğazımızı yakan o acı şeyden zevk almayı hiç bir vakit. Bakırköy’de gözyaşıydım. Bursa’da gözyaşıydım. Konya’da gözyaşı! Şimdilerde gülümsesek de, Bursa stadında ( bak yine geldi aklıma) o maç sonu 5 yediğimiz koltuklarda, bir parçamı bıraktım ben. En çok orada ağladım. Meğer sonraları öğrendik, bizim Demirspor, hep böyle bir spormuş! Maraş’ta, Aris’in kaşını yardıklarında anlamalıydım olanı biteni. Hep çıldırtırdı Göksel Tel rahatlığı beni, küçükmüşüz. Alışınca rahatlıyormuş insan. Ağlayamayınca anladım. Mesela Denizli’de sevinemedim ben. Onca yıl, sevinmeyi öğretmemişlerdi ki bize. Şampiyonduk ulan! ne yapacaktık şimdi!! Öle kalakaldım, gözünün içine içine fener tutulmuş tavşan edasıyla.. Taa ki girene kadar yine sevinmeyi bilmeyen bir kardeşimin parmağı gözüme gözüme. Yoo yakmadı canımı, o vakit sevinememem kadar.

Bizi kupalarla büyütmediler genç, bizim şampiyonluk bestesi yapma kudretimiz olamadı hiç. Saldır dedik durduk, Allah Aşkına dedik, Maçı Bırakmayın dedikte, Şampiyonluk besteleri yakıştıramadılar dilimize.

Bak şimdi, Şehrin Asi Çocukları bestesini yaptığımız gün geldi aklıma, Ah Umut’um. İyi ki geldin sonraları, ne güzeldi kelimelerimiz dansı… Aklıma gelmişken, Livorno maçıydı, akşam saatleri, Levo Dayı ile aradayız. Bunca Yıl Gözden Uzakta nidalarıyla patlatıyoruz avuç içlerimizi. (Gülümsedim )

Saygı bizim lakaplarımızın ön adıydı. Her işin başıydı saygı, Abi konuşur, biz susardık…

Velhasıl gelemedik gözüm…

Bize nasip olmadı bu gelişler, biz hep gidenlerdendik…

Ahh Anavarza, “Olmadı”lı cümlelerini seveyim.

Hani diyorum ya yazının başında kocaman puntolarla GELİYORUZ diye! 🙂 içimizde kalmış bir çocukluk bahsi işte.. Madem gelemedik, bize yakışsın, yazı oluversin. Bir ara sarsılıyor tribün demedim değil hani, bir ayağını çukurda hisseder oldum, ilk İstanbul çıkarmasına kadar. Neydik Arena’da. Mırıldan hadi; “Neyleyim cebimdeki milyon dolarıı…” Biliyor musun? öyle yada böyle, iyi yada kötü, ben de ayrıdır Bekir Çınar’ın yeri. Bir insan nasıl üzülürdü katili olduğu bir bedene.. Bizim tribün hep iyidir, hep asildir, dile kolay; bunca yıl, tek cinayet. Nasıl inanıp, inandırdıysak herifi, astı gitti kendini. Yekten katiliyiz yani… ( bunu içinden geçirmeyen bir ben değilim, adım gibi biliyorum )

İlk kez burada yazayım, yıllar geçti üzerinden;

Açılış gecesi için günlerce çalışmıştık, o müthiş Livorno gecesi. Ne heyecan vericiydi.. Gel gör ki aklımda o geceye dair yalnız Bekir abi kaldı, ne okuduysa harf harf yazıp vermiştim kürsü için eline. Önce bana okuttu, bir başkan gibi okudum, hissettirdim yazıyı ona, bak dedim Bekir abi, işte tam da burada, deli gibi haykıracaksın! ‘Geliyoruz Yeni Baştan Oynayacağız!’ nasıl inandıysa, heyecanlandıysa, bilenler hatırlar, ilk iki harften sonra kan revan çıkmıştı sesi. Velhasıl, o da gelememişti, bizde gelenek böyle, kızma. Okuyan görmedik ki hiç ileriyi…

Dostum; Demirspor bir İzmir’li için Adana’nın çok daha ötesidir. Demiryolu’dur, Pankarta sevdalanmaktır. SEVİYORUK’tur.

Bana insana insan gibi bakmayı öğrettin, kendimi sorgulamayı öğrettin, paylaşmayı öğrettin, Oğlumu Demirspor tulumlarına bezediğim gün, bitmeyeceğini anladım senin.

Demirspor, menfaatsiz sevmenin emir kipisin.

Son nefese dek, tek takım, tek sevda; Haykırıyorum, haykırıyorum, (yükleeen) HAY KI RI YORUM! Demirspor; Seni yüreğimle Seviyorum.

Author: BİLAL NUR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir