Tribünde Bir Ömür | Fırat ÇUKAY

A STATE OF TRANCE

FIRAT ÇUKAY
Bir akımın ya da bir düşüncenin tarzı kendine göre
şekillenir. Eğer bir futbol kulübü taraftarı iseniz takımınızın manifestosu olması gerekir. Bu sizi
büyük bir etnik değer yapar. Şehir takımları, şehrin
kendi kültürel çeşitliliğini ezginliğini ve yaratıcılığını
içinde barındırır. Demirspor, Adana’da kurum kimliği
haricinde 1940 yılından bu yana demiryolları
işçilerinin başlattığı ve sportif faaliyetten öte
dayanışma ve yardımlaşmayı ve sosyal içeriği spora
dayalı bütünlüğü sağlamıştır.
Birçok hayatları içinde barındıran mavi lacivert renkli
formanın ve demir ağlarla örülen ülkemizin her
yanına giden bu yolun yolcusu olmak ve aynı ortak
paydada yolların bütünleşmesi armamızı
inceleyenlerin ilk dikkatini çeken işaretleriydi. Bu
tarihsel dokuların ardından seneler boyunca süren
bir yolculuğun çileli sancılarına işaret gibiydi sanki…
acı tatlı günleri geride bırakmış, Geçmişinden
geleceğine zorlukların yetersizliklerin ve zor anlarda
en zor günlerde gelen başarıların çekilen onca çileye
sürülebilecek merhem kadar etkisi olacak bir şuur’u
beraberinde getirmiştir. Biz bu toprakların en şanssız
Demirsporlu kuşağıyız. Heybemize koyacak en ağır
yükümüz çile, hüsran ve hayal kırıklığı. İçimizde
beslenen bu yolculukta en lüks kompartımanlara
oturanlar, 3. mevki bizlerin, çıplak ayaklı çocukların
duygularının felsefesini anlamaya hiç çalışmadılar.
Bizler hüsran konukları olarak şahit edildiğimiz
hüsranların çetelesini tutacak kadar matematik yapmadık, muhasebemiz hiç iyi değildi. Çünkü tek
anladığımız dil, tutunamayanların tutunduğu bir dal
gibi sarmıştı etrafımızı ve biz açı çekmeyi ezberledik
sevinçlerimiz kursağımızda bekler, hüzünlerimiz
anlımızın şakağında öylece durur. Kim sorsa kim
söylese, Demirsporlunun kaderi talihsiz bir
tragedyanın farklı bir anlamıydı. Hayatlarımızda
yanmış hayallerimiz, yitirdiklerimiz ve umutlarımızla
kanlı bıçaklı oluşumuzun resmini görüyorduk. Bu
renklerde “kaybeden olmak”. “hiçlik felsefesi” acılı
Adana’nın has acılarını bağrımıza basarak büyüyen
bu duruş aslında.


Hayatlarımız da çemberinden geçmiş feleğin, bizlere
oynadığı cilveli bir oyun gibi. Acılara tutunmak! Kim
bilir kaç kadro kaç poster süsledi kazanmanın
hazzını yaşatacaklara umut beslerken
kaybettiklerimizi umursayan oldu mu? Sahipsiz
acılarımızın sahibi olduk kendi cüretkarlığımıza isyan
ettik, Bu hoyratlığı Demirspor’a kim aşıladı.
Sevenlerini üzme alışkanlığını nerden kazandı.
Finaller, kaçan fırsatlar, maddiyatsızlık, sahipsizlik,
politik oyunlar,nerde kaldı bizim sahiplenilmemiş
acılarımıza nokta koyacak? Profesyonel futbolcu ve
teknik adamların mukavelelerinde şartnamelerde
böyle bir madde var mıdır? Bu vagonların ardında
yitirilen hayatlardan haberiniz olur mu? Bilir misiniz
bu şehrin asi çocukları bu armanın peşinde hayat vermiştir ” HAYAT !! ” PRİMİ YOK TRANSFERİ YOK
SENELİK DEĞİL ÖMÜRLÜK… Bu çocukları acıları
ile büyüten tınıları başka bir boyuta taşıdı. Çok
başka bir boyutundan bakıyoruz hayata kaybolan
yıllarımızın hesabı çok açıktır. Şu anda o formayı
giyen her kimse adı, yaşı ve mevkisi ne olursa olsun
bir kez olsun hayatlarımızın bu boyutundan
bakabilirler mi? Bu transa geçmiş boyut değiştirmiş
manyak gibi acı çekip deli gibi seven insanların
yüzlerine vurmuş bu kaderi bu zinciri kırabilir
misiniz? Alışagelmiş olağan olan normalde
HÜSRAN! Bize tam tersini yaşatabilir misiniz? sizde
bu acıyı kaldıracak yürek var mı yada bir yüreğin bin
acısını silecek küçük bir mutluluk verebilir misiniz?
Geçmiş dönemlerde Adana’da yaratılan şaşalı
karelere sığdırılan bir avuç umudu ellerimizden
çalanları biz hiç unutmadık. Biz en kötü
Demirsporluyuz. Onlar iyi biz en kötüsünü gördük,
onlar için sıradan umursamazlık, hayat bu şehirde
istatistikler gibi ilerler % 100 işsiz, yatırımsız, çaresiz
ve umutsuz … Bir de Demirsporlu isen 10 numara
işte. Maneviyat bizi sürükledi peşinden direnmek ve
dayanmakla geçen bir 32 yıl geçti ömrümden bu
şehrin her şeyine eyvallah ettim ama bu mevzuda
bize de bir eyvallah diyeni bulamadım. Umarım bizi
tersine giden bu alışkanlığı yırtacak bir makus talih
yıkıcı olur. Biz transa geçmişiz artık acı klişe olmuş.

Âmâ gülmekte ağlamak kadar kutsalsa” bir gülsen
ağlayacağım bir gülsen “kendimi bulacağız” asıl
istediklerimizi as olan Demirspor’umuzu bulacağız.
Kapısını çalacağız umudun ve bizde diyebilecek
miyiz ?’ “Artık Demirspor’da hiçbir şey eskisi gibi
olmayacak” ve sakın geçmişimizi silmeyin bu
yaşananlar belleklere kazınmalı bir acı türküsü
doldurdu vagonları ve bu çocuklar içerde türküler
söylediler pervasız ve sahipsiz acıları sahiplenerek
başka boyutundan bakmışlardı bu şehre “başka bir
boyuttan sevmişlerdi bu renkleri” hayat kadar acı ve
görerek! ve hiçbir basın, medya kanaat önderi
kürsüsünde dillendiremedi. bu çocukların sırtına
binmiş, alışkanlık haline gelmiş, psikopata bağlamış
acı gerçekleri.
Ya bu şehir bu binalar yok ya da bu Demirsporlular
boyut değiştirmiş sahip olduklarımıza anlam verecek
bir duruş. Gülmeye hasret özlemlerimizi koymuşuz
önümüze, gülümsüyoruz acı çekmeye, dirençli
öldürmeyenin daha da güçlendirdiği bir boyutta
seviyoruz seni, seni her halinle seviyoruz, biraz umut
biraz acı. Bir hipnoz etkisi ile seviyoruz seni, bu
şehirde sende bizi uyandır bu kâbus dolu günlerden
ve bir yudum mutluluğa susamışlara as olan
Demirspor’u yaşat. Yaşadığımız tüm acılar
hayatlarımıza boyut değiştirsin.

ZAMANI GELDİ!

Author: BİLAL NUR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir